Özel adları konu edinen, tarihsel gelişimini yakından takip eden, köken bilgisi açısından inceleyen ve Ad Biliminin bir alt bilim dalı olarak görülen Kişi Adları Bilimi (İng. Anthroponymy, Alm. Anthroponymie, Fr. Anthroponymié, Rus. Антропонимия), Türk boylarının kendi içerisinde bir gelenek oluşturmuş ve önemsenmiştir. Kişi adları, kişiye toplum nazarında bir hüviyet kazandırdığı için sosyo-kültürel ve hukukî bir işleve sahiptir. VIII. yüzyılda Irak’ta ortaya çıkan ve Tanah’ı (Ahd-i Atik (Tevrat/Tora, Peygamberler/Neviim ve Kitaplar/Ketuvim)) dinî hükümlerin yegâne kaynağı olarak kabul eden ve Karâî mezhebini benimsemiş bir Türk boyu olan Karaylarda da bu ad verme geleneği devam etmektedir. Çocuğa verilen adın onun karakterini, toplum içindeki yerini, ailesini ve geleceğini doğrudan etkileyeceğine inanıldığı için Karay Türklerinde ad verme sıradan bir olay olarak kabul edil(e)mez. Bu sebeple Karaylar, Karâîlik mezhebinin ve kültürünün etkisi altında kalmalarına rağmen çocuğa ad vermede gelenek ve göreneklerini devam ettirmede ya tek ad ya da ikili adlardan birinde çocuklarına genellikle millî bir ad vermeyi tercih etmektedirler. Mesela tek adlarda; Altın, Arslan, Atçapaar, Aytola, Aytolı, Babakay, Gürek, Balhatun, Karaman, Kumuş, Biçe, Babay, Oğul, Oynak, Parlak vb. İkili adlarda; Adam-Karaman, Anna-Akbike, Anna-Aytolu, Diana-Altın, Nina-Altın, Raisa-Davleta, Simon-Arslan, Yakov-Babakay vb. Bu çalışmada, Karay Türklerinin yeni doğan çocuğa kim/ler tarafından hangi tür adlar verildiği ve bu adın veriliş amaçları üzerinde durulmuştur. Bunun yanında ad verilirken uygulanan bir dizi ritüeller hakkında bilgi verilmiştir. Bu bilgilerin tespitinde ilkin bu konuda yazılmış tarihî ve güncel veriler ile sözlüklerden yararlanılmış, sonrasında Karay Türklerinin yoğun olarak yaşadığı Litvanya/Trakai’de ikamet etmekte olan iki kaynak kişi ile gözlem ve görüşme teknikleri kullanılarak alan araştırması yapılmıştır.