Birçok araştırmacı tarafından insanların bilişsel işlevlerini bağımsız bir şekilde yapabilme özelliğine sahip olarak tanımlanan yapay zekânın tarihi her ne kadar 1940’lı yıllara kadar götürülebilse de özellikle son birkaç yılda önemini ve etki değerini giderek artırdığı, gündelik hayatımızın neredeyse bir parçası hâline geldiği gözlemlenir. İnsan yaşamına böylesi doğrudan etkisi bulunan yapay zekâ ile ilgili yürütülen bilimsel çalışmalar hâliyle niceliksel ve niteliksel olarak büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Ancak söz konusu ilerlemenin edebiyat alanında beklenen düzeyde olmaması dikkat çekicidir. Bu makalede bahsedilen eksiklik doğrultusunda yapay zekânın öykü yazma kabiliyeti, oluşturulan bir ankete uzman katılımcıların verdiği yanıtlar üzerinden incelenmiştir. Bu bağlamda çalışmanın temel problematiği, yapay zekânın edebiyat alanındaki kabiliyetinin öykü yazma pratiği çerçevesinde incelenmesidir. Çalışmada, yapay zekânın modern Türk öykücülüğünde iz bırakmış bir yazarı ne kadar başarılı bir şekilde taklit ettiği, uzman katılımcıların değerlendirmeleri aracılığı ile ortaya konmuştur. İfade edilen çerçevede Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü lisans ve yüksek lisans öğrencilerinden 160 katılımcıya ikişerli toplam altı öykü okutulmuş ve bu okudukları öykülerin yazarının bir insan mı yoksa yapay zekâ mı olduğu yönünde bir belirlemede bulunmaları istenmiştir. Ayrıca hazırlanan anket üzerinden okudukları öyküleri estetik düzlemlerde değerlendirmeleri beklenmiştir. Çalışmadan çıkan en önemli sonuçlardan biri, uzman katılımcıların Sait Faik Abasıyanık ve Ferit Edgü’nün yazdığı öyküleri, onların tarzında yazan yapay zekânın metninden ayırt edememeleridir. Bahsedilen durum, ki-kare testiyle de ortaya konmuştur. Bununla birlikte ki-kare testi sonucunda anketteki bütün öykülerde uzman katılımcıların öyküyü insan bir yazarın yazdığını düşünmeleriyle beğenmeleri arasında çok anlamlı bir ilişkinin varlığı gözlemlenmiştir.