Makale, Sennur Sezer’in (1943-2015) Evrensel gazetesinde 1995’te yayımlanan “Ben Sennur Sezer” yazısında, Taşkızak Tersanesinde çalıştığı yıllarda, not bırakarak intihar eden bir ustabaşıyı anlattığı anısını konu almaktadır. Bu anı, okura birçok ölüm ve intihar temalı resmi çağrıştırmaktadır. Amacımız, üç farklı uzmanlık alanı (edebiyat, halkbilim, sanat tarihi) çerçevesinden anı ile sanat tarihindeki kimi eserler arasındaki ortak kalıpları keşfetmek; anıdaki olayların temelinde yer alan sosyal, edebî ve sanatsal bağlamı oluşturup anının gizli kurgusuna, derin anlamına ulaşmaktır. Anının ikonografisi, Simon Morley’in sanat eserlerini analizde kullandığı yedi anahtar (tarihî, biyografik, estetik, deneyimsel, kuramsal, skeptik, piyasa); Ernst Kris ve Otto Kurz’un mitik sanatçı biyografisi yöntemleriyle çözümlenmektedir. Bulgulardan bazıları şöyledir: Sezer’in entelektüel derinliği, sözünün görsel gücü, edebiyat ve sanat dünyasındaki çok yönlülüğü sayesinde anı, çok katmanlı bir sanat eserine dönüşmektedir. Sezer’in görsel bir dille oluşturulduğu savlanan anısı ile görsel sanatlar arasındaki ilişki şu dört yolla gerçekleşmektedir: Trajik bir olaya dayansa da ölümün güzellemesinin yapılması, ölümün sakinliği, ölenin huzura kavuşmuş olarak betimlenmesi, son nefesine dek kendini ifade etme. Anıyı âdeta bir tabloya dönüştüren diğer unsurlar arasında farklı edebî türlerden yararlanma, ölü bedeni yücelten kalıp imge kullanımı vardır; ana estetik büküm tekniğidir. Özgün çalışma tarzıyla Sezer edebî kolajcı olarak da nitelendirilebilir. Anı, söylence sever bir yazar olarak Sezer’in biyografisinde de bir dönüm noktası olup yazarlık yolunu seçmesinin etiyolojik efsanesine dönüşmektedir.