Bu makale, Türk halkbiliminin temel unsurlarından biri olarak değerlendirilen tasavvuf geleneğinin önemli bir pratiği olan Mevlevî semâ dansının, tarihsel olarak şekillendiği ritüelistik tekke kültürünün ötesine geçerek, modern yaşam pratikleri içerisinde yeniden konumlanışını ele alınmaktadır. Bu bağlamda semâ dansının tarihsel seyri, modern dans ve trans dans ile ilişkisi ve günümüz dünyasında farklı kültürlerdeki algılanışı makalede incelenerek, yerel bir kültürel dilin evrenselleşmesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Mevlevi geleneğinin ayin-i şerif olarak adlandırılan ayinlerinde icra edilen semâ dansı, belli kurallar içinde gerçekleşen ve insan ruhunun evrensel hakikat arayışını simgeleyen bir ibadet unsuru olarak ortaya çıkmıştır. Ritüelin döngüsel hareketine dayalı semâ dansının müziği, sembolik yapısı ve sözcüklerden bağımsız görsel ve işitsel estetik boyutu hem icra edenin hem de izleyicinin manevi dünyasına hitap etmektedir. Bu yönüyle semâ, yüzyıllar boyunca doğduğu Anadolu topraklarını aşarak, insanlığı ortak bir dilde buluşturan evrensel bir deneyim sunmaktadır. Değişen ve dönüşen günümüz dünyasında ise semâ; görsel, işitsel ve bedensel unsurlar yoluyla dil, din ve etnik köken farkı gözetmeksizin insanları derinden etkileyen bir kültürlerarası iletişim biçimidir. Bu özelliği ile semâ, günümüz dünyasında farklı dil, din ve kültürlerden insanları ortak bir ruh hâlinde buluşturarak, karşılıklı anlayış, hoşgörü ve kültürel etkileşimin güçlenmesine önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Semâ dansının geleneksel-dinsel ritüel niteliğinden modern, bireysel, psikolojik ve kültürel bir “anlam arayışı pratiği”ne dönüşümünü analiz eden bu çalışmada Nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca veri toplama aracı olarak konuya ilişkin bilgi içeren materyallerin analizini içeren doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Konuyla ilgili daha kapsamlı bilgi sunabilmek amacıyla, farklı coğrafyalarda çeşitli kültürlere ait semâ ritüellerini gösteren video kayıtları ise QR kod sistemi aracılığıyla çalışmaya eklenmiştir.