Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli isimlerinden birisi olan Sabahattin Ali, yalın ve güçlü anlatımı, anlaşılır üslubu, toplumcu gerçekçi yaklaşımıyla edebi kanonda kendine özgü, müstesna bir yere sahiptir. Gündelik hayattan aktardığı yaşam kesitleri, okuyucuya edebi bir hazzın yanı sıra, Türkiye beşerî coğrafyasına ilişkin de gerçekçi izlekler sunar. Yazarın yapıtlarının bir diğer önemli özelliği de yalın betimlemeler yanında, görsel göstergelere, özellikle de davranışsal betimlemelere ve beden dili ögelerine yer vermesidir. Özellikle karakter betimlemeleri yapılırken, sıklıkla dış görünüş, el kol hareketleri, beden donatıları gibi sözlü iletişime dair geri plan beklentileri hakkında detaylar verilerek, karakterlerin ruh dünyaları hakkında bilgiler aktarılır. Bu görsel ve davranışsal betimlemeler benlik sunumuna aracılık ettiği kadar, aynı zamanda karakterlerin toplumsal statüleri, tabi oldukları kültürel ve toplumsal çevreye dair de önemli ipuçları sunar. Bu çalışmada, edebi bir metinde görsel ve davranışsal betimlemelerin ihtiva ettiği anlamsal, bağlamsal ve simgesel kodlar aracılığıyla karakterlerin kamusal alandaki benlik sunumlarının analizini yapmak amaçlanmıştır. Çalışmada Sabahattin Ali’nin “Ses” adlı öyküsündeki davranışsal betimlemeler ve beden dili temsilleri Erving Goffman’ın “Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu” adlı kuramsal yaklaşımı odağında, nitel araştırma yöntemlerinden semantik/gizil tematik analiz, betimsel analiz ve duygu analizi yöntemleri ile incelenmektedir. Goffman’cı benlik sunumu yaklaşımının öykü karakterlerinin beden dili temsilleriyle şekillenen kişilik özellikleri ve ruh hallerine dair sunduğu veriler seçilen edebi metne yönelik özgün bir değerlendirme olması bakımından önemlidir. Sonuç olarak, çalışmada, yerleşik normlara uymadığı için sistemin dışında kalan bir halk ozanının, kültürel sermaye ve sınıfsal eşitsizlik kavramları bağlamında değersizleşen kimliği ve yaşadığı hayal kırıklığının bedenine yansıyan unsurları analiz edilmiş olup, Goffman’cı izlekte sesini bulamayan, benliğini sahneleyemeyen bireyin geri planda kaldığı, modern olanın otantik olana üstün geldiği ve alt sınıf temsillerinin büyük ölçüde görünmez kılınmış olduğu yönünde bulgular elde edilmiştir.