Nur Baba’dan Bektaşi Kız’a Edebiyatta Bektaşî ve Kızılbaş/Alevîlere Yönelik Olumsuz Algı (1913-1945)
(The Negative Perception of the Bektashi and the Kizilbash/Alevîs in Literature from Nur Baba to Bektaşi Kız (1913-1945) )

Yazar : Yalçın Çakmak    
Türü : Araştırma Makalesi
Baskı Yılı : 2021
Sayı : 105
Sayfa : 245-264
1525    996


Özet
Bektaşiler ve Kızılbaş/Aleviler, resmi inanç Sünnilik dışı inançlarından ötürü 16. yüzyıldan itibaren aleyhte bir takım eleştirin muhatabı olmuştur. Sosyal taban ve inanç açısından çoğu yönden kesişen her iki inanç mensuplarının da özellikle dışa kapalı ritüellerinden ötürü çeşitli ithamlara maruz kaldıkları görülür. Bahse konu durum Osmanlı dönemi resmi belgelerinde dile getirildiği gibi Osmanlı topraklarında son dönem faaliyet gösteren Batılılar tarafından kaleme alınan metinlere de sirayet etmiştir. Bektaşi ve Kızılbaş/Alevi topluluklarının dışa kapalı bu yapılarından ötürü maruz kaldıkları ithamların başında ise cinsel içerikli suçlamalar gelmektedir. Söz konusu topluluklara yönelik oluşan bu algı da özellikle Sünni topluluklarca dolaşıma sokulan kuşkular ekseninde bir merak unsuru olmuştur. Toplum tarafından beslenen bu merak da gerek Osmanlı gerekse Cumhuriyet dönemi edebiyatında konu edinilecektir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun 1913 tarihinde tefrika olarak kaleme alıp, 1922 yılında kitap haline getirdiği Nur Baba romanı bu husustaki ilk çalışmadır. Romanın uyandırdığı yankı ve içerik sonrasında yeni çalışmalara da ilham kaynağı olmuş, Bektaşilik ve Kızılbaş/Alevilik karşıtlığı Ömer Seyfeddin, Peyami Safa (Server Bedî) ve Niyazi Ahmet Banoğlu gibi edebiyatçılar tarafından ilerleyen yıllarda kaleme aldıkları genel ve müstakil çalışmalarda ele alınmıştır. Bu makalede Nur Baba romanından başlayarak kronolojik bir seyir içerisinde Pamuk İpliği, Harem, Bir Genç Kız Bektaşiler Arasında ve Bektaşi Kız başlıklı hikâye ve romanlar üzerinden Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet’in ortalarına değin Kızılbaş/Alevî ve Bektaşilere yönelik algıdaki aleyhteki sürekliliğin ele alınması amaçlanmaktadır.

Anahtar Kelimeler
Nur baba, pamuk ipliği, harem, bir genç kız bektaşiler

Abstract
The Kizilbash/Alevî and Bektashî have been subject to various negative criticisms due to their beliefs outside Sunnism, the official belief system since the sixteenth century. It has been seen that the members of the two groups, whose social bases and beliefs mostly overlap, have faced several accusations because of their exclusive rituals. On that sense, this case came to be a subject matter in Ottoman official documents as well as in the texts written by the Westerners who were active in Ottoman territories. Sexual ones are foregrounded among the accusations that they were subject to owing to this exclusive structure of the Bektashî and the Kizilbash/Alevî communities. This perception of the communities in question came to be a mystery in accord with doubts put into circulation by Sunni communities especially. The growing interest of the society in this mystery were to be a subject matter of both the Ottoman literature and the literature of the Republic. Nur Baba penned by Yakup Kadri Karaosmanoğlu in serials in 1913 and published into a book in 1922 was the first work upon this subject. The repercussions Nur Baba had and its content became an inspiration to following works by others. The opposition to the Bektashi and the Kizilbash/Alevî was employed in common and distinct works by Ömer Seyfeddin, Peyami Safa (Server Bedî) and Niyazi Ahmet Banoğlu in the following years.This paper intends to chronologically study and analyse the portrayal of the Kizilbash/Alevî and the Bektashî in relation to the continuation of the negative perception in literature, starting with Nur Baba, , in Harem, Pamuk İpliği and Bir Genç Kız Bektaşiler Arasında and Bektaşi Kız, from the late Ottoman period to the midst of the Republic period.

Keywords
Nur Baba, pamuk ipliği, harem, bir genç kız bektaşîler arasında, Bektaşi kız